Nurgül Karabağ : “Çünkü ben böyle istiyorum.” ya da Nietzsche’de Çocuk Olmak

“Çünkü ben böyle istiyorum.” ya da Nietzsche’de Çocuk Olmak

                                               Bu yazıya ilham olan 4 yaşındaki Bilge Yılmaz’a ithafen…

Bir çocuk resim çizer. Resimde karpuz dilimi vardır. Karpuz dilimi üçgen şeklinde, iç rengi yeşil, kabuğu ise kırmızıdır. Annesi sorar: kızım neden karpuzu böyle çizdin? Cevap sanki çocuk hep bu sorunun sorulmasını bekliyormuşçasına bir hızda verilir: “Çünkü ben böyle istiyorum.

Anne ve çocuk arasındaki bu kısa fakat anlamlı diyalog beni doğrudan Nietzsche’nin çocuk olmak ile ilgili düşüncelerine götürdü. Bu hikâye vesilesiyle henüz tanışmamış olanları ve meraklıları Nietzsche’nin çocuk olmaya dair görüşleriyle tanıştırmaya karar verdim. Nietzsche çocuğu nasıl görür? Neden bu kadar önemlidir Nietzsche için çocuk olmak?

            Böyle Söyledi Zerdüşt adlı eserinde Nietzsche, üç dönüşüm metaforundan söz eder. Buna göre insan önce deve, sonra aslan ve son olarak da çocuk olma imkanına sahiptir. Bu aşamalardan her biri bir insan tipini temsil eder ve her birinin hayata karşı farklı bir tavrı vardır. Deve sürü insanına, aslan özgür insana, çocuk ise üstinsana karşılık gelir. Dönüşümün ilk basamağındaki insan, deve ile temsil edilir. Nasıl ki deveye birçok yük yükleniyor ve ondan sadece bu yükleri taşıması bekleniyorsa, deve ile temsil edilen insana da çoğu zaman taşıması zor yükler yüklenir ve insanın, üzerinde hiç düşünmeksizin bu yükleri taşıması beklenir. Bu basamaktaki insan, durumun pek de farkında olmadan yükleri taşıyabilmenin güç gösterisini yapar. Bu insan, kendi değerlendirmesi olmayan, geçerli ahlaki değer yargılarını eleştirmeden sahiplenen sürü insanıdır. Tıpkı deveye dışarıdan yüklenen yükler gibi insanın da omuzlarına kendisine yabancı olan birçok yük yüklenmiştir. İnsanın kendine ulaşabilmesi, kendini bulabilmesi ancak kendisine yabancı olan yüklerden arınması ile mümkündür. Bunun için de yalnız kalmaktan ve kendisi ile yüzleşmekten korkmaması gerekir. Ancak insan, kendisi ile yüzleşme cesareti gösterebildiğinde, devenin yüklendiği yüklerle kendi çölüne gittiği gibi insan da kendi çölüne gidebildiğinde dönüşüm gerçekleşir ve ikinci basamağa adım atılır. Burada insan deveden aslana dönüşme yoluna girer. Aslan, özgürlüğü kendi başına elde ederek üzerindeki yüklerden kurtulur, kendisinin efendisi olur. Aslan mevcut değerlere “hayır” diyerek yeni değerlere sahip olma hakkını elde eder. Bu nedenle aslan, özgür insanı temsil eder. Ancak her ne kadar özgür olsa da aslanın gücü yeni değerler yaratmaya yetmemektedir. En güç dönüşüm adımı “hayır” diyebilmekse de yeni değerler için “evet” demek gerekir. Değerlere hayır demek yaşam için yeterli değildir. Yaşam için gereken yaşamı evetleyen değerlerin yaratılmasıdır. Nietzsche’ye göre aslanın yapamadığı şeyi ancak çocuk gerçekleştirebilir. Çocuk, dönüşümün son ve en üst noktasıdır. Deve ileride ne olduğunu göremez, bu yüzden önceden bildiklerini takip eder. Aslan daha ileriyi görebilir ve geleneğe uymanın dışında başka yollar olabildiğini fark eder. Ancak aslan henüz yeni değerlere göre yaşayamaz. Sadece çocuk yeni değerleri yaratabilme ve buna uygun yaşayabilme gücüne sahiptir. Çocuk eskiyi unutmaya, yük olanı bırakmaya ve yeni bir başlangıç yapmaya her zaman hazırdır. Herhangi bir yerleşik kural ve ahlaki davranıştan bağımsız olarak kendi şartlarında yaşayabilir. Bu nedenle dönüşümün en üst basamağında yer alır. Görebileceğimiz gibi insanların çoğunluğu deve gibidir; eleştirel düşünceden uzak biçimde dış etkiler tarafından yönlendirilir. İnsanların daha az bir kısmı aslan gibi, yönlendirmelerin farkındadır ve sürekli bir sorgulama yapar. Ancak çok az sayıda insan, çocuk gibi, yeni değerlere “evet” diyebilir. Yaşamı evetlemek ve kendisi olarak yaşamak demek “Çünkü ben böyle olsun istiyorum.” cümlesi ile mümkün hale gelir. Bu cümle aynı zamanda “Ben, sizin isteminize göre değil kendi istemime göre hareket etmeyi seçiyorum.” demektir.

Biz yetişkinler çocukluğumuza dönemeyeceğimizi bilmemize rağmen çocuk gibi olmaya çabalarken çocukların çocukluklarından ve yaratma güçlerinden olmamaları için onlara çocuk olma imkanını tanımalıyız. “Çünkü ben böyle istiyorum.” cümlesini daha çok kurmaları için onları çokça cesaretlendirmeliyiz. Gerçekte çocuklar doğaları gereği bu cesarete sahiptir ve onlar oldukları gibi, neşe ile yaşamaya ve istemlerini yerine getirmeye yatkındırlar. Bize düşen bu doğal yanlarını törpülemek yerine onları desteklemektir. Çünkü “Çünkü ben böyle istiyorum.” demek “Sizin doğru diye bana öğrettiklerinize hayır diyebilme cesaretim var ve ben kendi hayal gücümü kullanarak sizin öğrettiklerinizden farklı ve yeni bir şey yaratmak istiyorum demektir.” Çünkü yaşamın her noktasında yenilik ancak bu şekilde mümkün olabilmektedir. Çünkü herkes karpuzu gördüğü şekliyle renklendirseydi örneğin, içi yeşil karpuzumuz olur muydu hiç!